Prisıpkin, bir zamanlar devrimin simgesi, elleri nasır bağlamış bir işçi ve sendika üyesidir. Uğruna savaşılan devrim, NEP politikalarıyla birlikte, devrimin diliyle konuşan ancak yalnızca kendi yükselişine kulak kesilen bu “yeni insan” tipinin esiri hâline gelir.
Prisıpkin, kendi sınıfından büsbütün nefret eden, bir
zamanlar emeğiyle kazandığı sendika kartını menfaat aracı olarak kullanan
burjuva özentisi bir parazit hâline gelir.
Bu uğurda sınıfını, kendisine deliler gibi âşık sevgilisini
ve hatta adını-soyadını dahi ezip geçer. Acaba böylesi bir parazit, ironik
biçimde idealize edilen geleceğin Sovyet topraklarında var olmayı başarabilecek
midir?
Prisıpkin’in donduktan elli yıl sonra çözülmesi, zaman yolculuğundan çok, bir vicdan muhasebesi niteliği taşır. Çünkü Prisıpk Devamını Göster